01-05-2008, Perşembe
AA
'Ulusa Sesleniş'te 1 Mayıs çağrısı
Başbakan Erdoğan, 'Barışın üzerine 1 Mayıs'ta gölge düşmesin istiyoruz, dayanışmanın üzerine gölge düşmesin istiyoruz. 1 Mayıs'lar artık çatışmaların değil, emeğin, dayanışmanın, dostluğun, kardeşliğin yaşandığı günler olarak, layık olduğu şekilde kutlanmalıdır'' dedi.

Başbakan Erdoğan, televizyonlarda yayımlanan ''Ulusa Sesleniş'' programındaki konuşmasında, 1 Mayıs'ı, Bakanlar Kurulu kararıyla Emek ve Dayanışma Günü olarak ilan ettiklerini anımsatarak, şunları söyledi:

''Başta işçilerimiz olmak üzere geniş çalışan kesimlerimizin Türkiye'nin kalkınmasında çok ağır rolleri, büyük emekleri var. Bütün çalışanlarımızın Emek ve Dayanışma Günü'nü ekranlar aracılığıyla şimdiden kutluyorum.

1 Mayıs'lar artık çatışmaların değil, emeğin, dayanışmanın, dostluğun, kardeşliğin yaşandığı günler olarak, layık olduğu şekilde kutlanmalıdır.

Biz işçilerimizle, emekçilerimizle bugünü bayram havasında kutlamak istiyoruz. İnşallah öyle de olacaktır. Bu umut ve beklentiler, sadece benim değil tüm milletimizindir.

Bildiğiniz gibi işçimizin, memurumuzun geçmişte birçok nema adı altında kesintileri vardı ve geldiğimizde bunu önümüzde gördük ve dedik ki 'işçimizin de memurumuzun da devletinden alacağı varsa bu bekletilemez. Devlet olarak biz bunu hemen ödemeliyiz' dedik ve üç yıl içerisinde 13.5 katrilyonluk bu borcu biz ödedik. Niçin? Çünkü işçimize karşı, memurumuza karşı emeğinin bedelini bu şekilde tehir ettiremezdik, erteleyemezdik. Biz böyle bir iktidarız. Dolayısıyla barışın üzerine 1 Mayıs'ta gölge düşmesin istiyoruz. Dayanışmanın üzerine gölge düşmesin istiyoruz."

23 NİSAN, TBMM, MİLLİ EGEMENLİK

Erdoğan, her yıl 23 Nisan'da haklı bir gururla, hem Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramını, hem de millet iradesinin tecelligahı olan TBMM'nin kuruluş yıl dönümü kutladıklarını söyledi.

TBMM'nin, bundan 88 yıl önce büyük bir kısmı düşman işgali altında bulunan ülkeye istiklalini kazandırmak üzere yurdun her yanından gelen delegelerin katılımıyla kurulduğunu dile getiren Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''O günden sonra da cephe cephe devam etmekte olan istiklal mücadelesinin sevk ve idare merkezi olmuştur.

Bu mücadelenin zaferle sonuçlanmasının ardından kurulan genç Türkiye Cumhuriyeti, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir' şiarını ilerleme yolunda şaşmaz bir istikamet olarak benimsemiştir.

Bugün de Türkiye Büyük Millet Meclisimiz, bu şiar doğrultusunda milli egemenliğin sembolü olarak varlığını sürdürüyor.”

'NE DURMA LÜKSÜMÜZ VAR...'

Eğitim ve sağlıkta, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının hak ettiği standartları yakalamak için büyük gayret içinde olduklarını anlatan Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

''Eğitimlerini çağın gerektirdiği seviyeye yükseltebilmek, ezberci mantığın yerine analiz yeteneğini koyabilmek, çocuklarımızı dünyaya ve yeni fikirlere açık gelişkin bireyler haline getirmek için büyük bir seferberlik yürütüyoruz.

Bütçeden en büyük payı eğitime ayırmamızın sebebi de budur; Geleceğin büyükleri olarak gördüğümüz çocuklarımızı daha bilgili, daha donanımlı, daha ufku açık yetiştirmek istiyoruz.

Bu amaçla 5 yılda 115 bin yeni dersliği çocuklarımıza kazandırdık. 8 ve üzeri dersliğe sahip tüm okullarımıza Bilişim Teknolojisi Sınıfları kurduk. 30 bin eğitim kurumumuza internet bağlantısı sağladık. 501 tane spor salonunun, 93 adet çok amaçlı salonun yapımını tamamladık.

Daha iyi bir gelecek istiyorsak daha da fazlasını, daha da iyisini, daha da güzelini başarmak durumundayız. Unutmayalım ki, ne durma lüksümüz var, ne de geriye gitme seçeneğine sahibiz.''

'TÜRKİYE EKONOMİSİ BUGÜN EMİN ELLERDEDİR'

Son 5,5 yılda yaşanan şokları, dalgalanmaları, belirsizlikleri, olumsuz sürprizleri en az etkiyle atlatmayı başardıklarını ifade eden Başbakan Erdoğan, ''Aldığımız önlemlerle Türkiye ekonomisini güçlü, korunaklı bir yapıya kavuşturmak için gerçekleştirdiğimiz yapısal reformlarla artık geleceğe daha güvenle bakabiliyor, bu tür küresel sarsıntıları asgari zararla atlatabiliyoruz'' diye konuştu.

Bu tablo da Türkiye ekonomisinin bugün emin ellerde olduğunu gösterdiğini vurgulayan, şunları kaydetti:

''Türkiye'nin orta ve uzun vadeli para politikaları, mali politikaları her kesim tarafından bilinmekte ve bu politikalara güvenilmektedir. Avrupa Birliği katılım sürecimiz ve reformları uygulama kararlılığımız, ekonomimizi her zamankinden farklı, her zamankinden güçlü bir konuma yükseltmiştir.

Bütün bunlara ek olarak, Merkez Bankamız güçlü rezervleriyle her türlü şokun, her türlü dalgalanmanın üstesinden gelebilecek bir yapıya kavuşmuştur.

2002 yılında sadece 26,5 milyar dolar olan Merkez Bankası rezervlerimiz, bugün 75 milyar dolar seviyesine çıkmıştır. Yine turizm gelirlerimiz, 2002 yılında 8,5 milyar dolar seviyesinde iken 2007 yılı sonunda 18.5 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır.''

SOSYAL GÜVENLİK YASASI

Başbakan Erdoğan, geçen hafta yeni Sosyal Güvenlik Yasası'nın TBMM genel kurulunda kabul edildiğini anımsatarak, şunları kaydetti:

''Geleceğimiz açısından çok hayati gördüğümüz bu yasanın ülkemize, milletimize, çalışanlarımıza hayırlı olmasını diliyorum. Sosyal güvenlik sisteminde yapılan düzenlemeler, etkisini kısa vadede değil, orta ve uzun vadede gösterir. Geçmişte bazı hükümetler, nasıl olsa etkisi kısa dönemde görülmeyecek diyerek, oy uğruna, koltuk sevdası uğruna, iktidar hırsı uğruna dengeleri bozmuş ve bütçemize çok ağır yükler yüklemişlerdir. O zaman uygulanan bu insafsız, bu öngörüsüz politikalar, bugün tüm çalışanların sırtında ağır bir yüktür. İşte ülkemizin, milletimizin, çalışanlarımızın omuzlarındaki bu ağır yükü kaldırmak için sosyal güvenlik reformunu gerçekleştirdik. Etkisini bundan 30 yıl, 40 yıl, hatta 50 yıl sonra tam olarak hissedeceğimiz bu düzenlemeler, Türkiye'nin yeni nesillerinin bahtını karartmamak için yapılmış düzenlemelerdir.''

Erdoğan, yasayla getirilen yeni düzenlemeler hakkında da şu bilgileri verdi:

''Öncelikle emeklilik yaşıyla ilgili bir yanlışı düzeltelim. Yeni kanunumuzda 2036 yılına kadar emeklilik yaşında bir değişiklik öngörülmüyor. 65 yaş uygulaması ise yalnızca çalışma süresi şartını 2048 yılından sonra dolduranlar için söz konusu olacak. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda, mevcut çalışanların prim gün sayılarında herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.

Bağ-Kur'daki basamak sistemi nedeniyle çiftçi ve esnafımızın gelirleri artmadığı halde ödemeleri gereken prim artıyordu. Bu yasayla basamak sistemini kaldırıyoruz, beyan sistemini getiriyoruz. Böylece, çiftçimiz ve esnafımız, gelirleriyle orantılı prim ödeme imkanına kavuşacak.''

BAĞ-KUR

Halen Bağ-Kur'lular için yüzde 40 olan prim oranının yüzde 33,5'e kadar indirildiğini anımsatan Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Ayrıca çiftçilerimizin ve köy muhtarlarının, 15 günlük prim ödeyerek 30 gün sigortalı olmalarını sağlıyoruz. Bağ-Kur'a tabi çalışan çiftçilerimiz ve esnafımız için geçici iş göremezlik ödeneği, emzirme yardımı, çeyiz parası gibi haklar da ilk defa bu kanunla getiriliyor.
Böylece Bağ-Kur'lu vatandaşlarımızdan doğum yapan veya iş kazası geçirenlere istirahatleri süresince iş göremezlik ödeneği, çocuğu olanlara emzirme yardımı, kurumdan aylık almakta iken evlenen kız çocuklarına da 24 aylık tutarında çeyiz parası verilecektir. Mevcut uygulamada Bağ-Kur'luların sağlık hizmetlerinden yararlanabilmeleri için hiç prim borcu bulunmaması şartı aranıyordu. Yeni kanunumuzda Bağ-Kur'luların 60 güne kadar prim borcu olsa bile sağlık yardımlarından yararlanmaları imkanı getiriliyor. Kadın sigortalıların doğumdan dolayı çalışamadıkları sürelerini borçlanma imkanı sağlanıyor. Ayrıca özürlü çocuğu bulunun kadınlara 5 yıla kadar erken emekli olabilme imkanı getiriliyor.

Bu kanunla gazilerimizin yeniden çalışmaları durumunda aylıklarının kesilmeyeceği de hükme bağlanıyor. Ayrıca şehit ve gazilerimizin çocuklarına her yıl için ödenmekte olan eğitim ve öğretim yardımı bu Kanunla yüzde 25 oranında artırılıyor.''

GENEL SAĞLIK SİGORTASI

Başbakan Erdoğan, bu yasayla getirilen en önemli yeniliklerden birinin de Genel Sağlık Sigortası olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
''Böylece Anayasamızda öngörülen Genel Sağlık Sigortası Sistemi, aradan geçen 26 yıldan sonra Hükümetimiz döneminde hayata geçirilmiş oluyor. Buna göre, ülkemizde yaşayan herkes sağlık sigortası kapsamı içine alınıyor.

18 yaşını doldurmamış olan kişiler, bakıma muhtaç kişiler, acil haller, iş kazası ve meslek hastalığı halleri ile bulaşıcı hastalıklarda genel sağlık sigortalısının primine ve borcuna bakılmaksızın sağlık hizmetlerinden yararlanma imkanı getiriliyor.

Bakınız bu yasaya kadar bir çiftçimiz veya bir esnafımız, hastalanan çocuğunu doktora götürdüğü zaman, daha kapıdan girerken prim borcu olup olmadığına bakılıyordu. Getirdiğimiz bu sistemle, milletimizin geleceği olan tüm çocuklarımızın 18 yaşına kadar, prim vb. hiçbir şart aranmaksızın sağlık hizmetlerinden yararlanması sağlanıyor.''

İSTEĞE BAĞLI SİGORTA

Başbakan Erdoğan, isteğe bağlı sigortalılıkta da önemli düzenlemeler getirildiğini ifade ederek, artık dileyen her vatandaşın isteğe bağlı sigortalı olabileceğini ve sigortalı olduğu sürece sağlık hizmetlerinden yararlanabileceğini bildirdi. Erdoğan, böylece, part-time çalışanlarla usta öğreticilere de eksik kalan günlerini isteğe bağlı tamamlayabilme hakkı sağlandığını kaydetti.

Şimdiye kadar 10 yıldan az hizmeti bulunan memurların vefat etmeleri halinde yakınlarına aylık bağlanmadığını anımsatan Erdoğan, bu süreyi diğer çalışanlarda olduğu gibi 5 yıla düşürerek 20 bini aşkın aileye aylık bağlanmasına imkan hazırlandığını belirtti.

Erdoğan, ''Sizlere yeni kanunun sadece birkaç önemli maddesini aktardım. Kanun uygulanmaya başlandığında sizler de göreceksiniz ki Türkiye, çağdaş, kaliteli, hızlı, eşitlikçi ve adil bir sosyal güvenlik sistemine kavuşmaktadır. Bu Kanun, devletin sosyal devlet olma gereklerini yerine getireceği gibi, Türkiye'nin yarınlarının bugünden daha müreffeh, daha güçlü olmasına da zemin hazırlayacaktır'' dedi.

İSTİHDAM PAKETİ

Başbakan Erdoğan, ''şimdi bir başka önemli düzenlemeyi, bir başka devrim niteliğindeki reformu uygulamaya koymanın hazırlığı içinde'' olduklarını ifade ederek, şunları söyledi:

''2002'den bu yana ülkemiz ekonomisinde atılan önemli adımlar, sağlanan önemli gelişmeler neticesinde enflasyon sorunu büyük ölçüde çözülmüş, Cumhuriyet tarihinde eşi görülmemiş yüksek ve sürekli büyüme sağlanmıştır.

Ancak hala çözülmesi gereken sorunlar vardır. Başta gelen sorunlardan biri de işsizliktir. Geçmişten devraldığımız bu sıkıntıyı geleceğe taşımak lüksüne sahip değiliz. İşsizlerimize iş bulmak, yeni istihdam üretmek mecburiyetimiz var. Bu amaçla şimdi İstihdam Paketi adını verdiğimiz yeni düzenlemeyle tarihi bir adım atmaya hazırlanıyoruz. İnanıyorum ki bu paket, Türkiye'de yeni bir dönemin başlamasını da sağlayacaktır. Bu yeni paketle, işverenler üzerindeki idari ve mali yükleri azaltmayı, istihdamı arttırmayı, kayıt dışılığı azaltmayı hedefliyoruz.''

NİTELİKLİ İŞ GÜCÜ

Türkiye'de, işsizlik sorununun temelinde yatan en önemli konulardan birisinin de işverenlerin nitelikli iş gücü ihtiyacına cevap veremeyen iş gücü arzı olduğunu anlatan Erdoğan, ''Bu sorunu çözmek üzere İŞKUR'a kayıtlı tüm işsizlere yönelik mesleki eğitim faaliyetlerine ağırlık vereceğiz, bunun için de İşsizlik Sigortası Fonu'ndan yılda 230 trilyona varan kaynak kullanılacaktır. Yine bu paketle İşsizlik Sigortası'ndan verilen işsizlik ödeneğinin miktarını yüzde 40 artırıyoruz'' diye konuştu.

ETİKETLER

HABERİ PAYLAŞ
 Google     Live     MySpace     Facebook     Delicious     Digg
Bu haberin adresi:
YORUMUNU GÖNDER
Misafir kullanıcı adı ile 150 karakter yazabilirsiniz. 150 karakter hakkınız kaldı.
DİĞER POLİTİKA HABERLERİ
GÜNCEL.NET'İN İÇİNDEN