Baykal, CHP'nin Tuzla Mimar Sinan mahallesi irtibat bürosunun açılışında partililere seslendi.
17-05-2008, Cumartesi
AA
Baykal yerel seçim için start verdi
CHP lideri Baykal, yerel seçimlerin önümüzdeki yıl mart ayı sonunda yapılacağını belirterek, ''Ama daha erken de olabilir. Bunu tabii ki Anayasa Mahkemesi belirleyecek'' dedi.

CHP yerel seçim startını Tuzla'da verdi.
CHP seçim otobüsüyle konvoy eşliğinde Tuzla'nın çeşitli semtlerini gezerek, halkı selamlayan CHP lideri Deniz Baykal, Tuzla'nın mahallelerinde kurulan seçim ofislerinin açılışını yaptı.

Baykal, Mimar Sinan Mahallesi'nde açtığı seçim ofisinin önünde kendisini bekleyen partililere seslendi.

'SEÇİM STARTINI TUZLA'DA VERDİK'

Türkiye'nin yeni ve önemli bir siyaset dönemine girdiğini anlatan Baykal, ''Biz de CHP olarak, yerel seçimleri de düşünerek, seçim startını Tuzla'da verdik'' diye konuştu. Tuzla'nın son dönemde gazetelerin manşetlerinde ölümler ve kazalarla yer aldığını kaydeden Baykal, Tuzla'nın sorunlarını çözmek için seçim startını buradan verdiklerini dile getirdi.

Baykal, açılışa gelirken Tuzla Tersanelerinde bir işçinin daha hayatını kaybettiği haberini aldıklarını belirterek, hayatını kaybeden işçiye Allah'tan rahmet dilediğini söyledi. Baykal, ''Ama artık bunlar kaza olmaktan çıktı. Bunları bir kazadır diye geçiştiremeyiz. Bunun arkasındaki tüm anlayışları vurgulamak lazım'' diye konuştu.

Tuzla'daki imar uygulamalarını eleştiren Baykal, seçimlerden önce yapımına izin verilen bazı binaların, seçimin hemen ardından yıkıldığını kaydederek, ''Bunda hukuk, belediyecilik, dürüstlük, namus, din, iman ve adalet var mı?'' dedi.

'YEREL SEÇİMLER ERKENE ALINABİLİR'

Deniz Baykal, konuşmasında yerel seçimlere ilişkinde görüşlerini dile getirerek, şunları kaydetti:

''Biz, yerel seçim için start verdik ama yerel seçim derken bir bakarsınız çok daha geniş kapsamlı bir şeyler ortaya çıkabilir. Ne olacağı belli değil. Yerel seçim martta mı yapılacak, belli değil. Anayasaya göre yerel seçimler önümüzdeki yıl mart ayı sonunda yapılacak ama daha erkene de gelebilir. Sadece yerel seçim mi olur, yanına başka seçimler de karışır mı belli değil. Bunu belirleyecek en önemli unsur tabii ki Anayasa Mahkemesi'nin kararı olacak.''

Baykal, konuşmasında iktidarı eleştirerek, bir krizin ardından iktidara gelen hükümetin bir başka krizle iktidardan düşeceğini öne sürdü.

PAKSÜT'ÜN 'TAKİP EDİLDİĞİ' İDDİASI

Deniz Baykal, Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Osman Paksüt'ün ''eşiyle yemeğe giderken takip edildiğini düşünerek, arkasındaki aracı sorguladığını, bu arabanın içinde dinleme cihazı var olup olmadığının kanıtlanamadığını, ancak arabanın Emniyete ait olduğunun ifade edildiği'' yönündeki haberleri anımsattı.

''Emniyetin yaptığı açıklamayla bu aracın bir başkasını dinlemek için orada bulunduğunu bildirdiğini'' ifade eden Baykal, sözlerine şöyle devam etti:

''Demek ki o araç dinleme yapan bir araçtır. Dinleme yapma kabiliyetine sahip bir araçtır. Sen bir başkasını dinliyorsan, Anayasa Mahkemesi Başkan Yardımcısını evinden çıkışından itibaren niçin arkasındasın? O zaman kimi dinliyorsun? Başkasını dinlemek için Anayasa Mahkemesi Başkan Yardımcısının arkasından mı gitmen gerekiyor? Devletin en tarafsız olması gereken kurumlarının açıklamaları bu kadar temelsiz. Anayasa Mahkemesinin Başkan Yardımcısına mahkeme kararı olmadan ne hakla dinliyorsunuz? Türkiye'de çok önemli bir karar alınmak üzereyken Anayasa Mahkemesi Başkan Yardımcısının hukuksuz dinlendiği görülüyor. Ne kadar acı bir tablo. İşte çürüme budur.''

Baykal, seçim ofisinin açılışının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

'ORTADA ÇOK AĞIR BİR SUÇ VAR'

Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt'ün takip edildiğine ilişkin iddiaların hatırlatılması üzerine Baykal, bu haberlerin kaygı ve heyecan yarattığını ifade ederek, herhangi bir vatandaşın mahkeme kararı olmadan izlenmesi ve dinlenmesinin kabul edilemeyeceğini söyledi.

''Ortada bir hukuka aykırılık ve çok ağır bir suç bulunduğunu'' kaydeden Baykal, şöyle konuştu:

''Neye güveneceğiz? Anayasadaki hak ve özgürlükler ne anlama geliyor? Anayasa Mahkemesi üyeleri bir mahkeme kararı olmadan dinlenip, haklarında dosya tutulabiliyor. Bu nasıl bir hukuk anlayışıdır? Maalesef Türkiye, bir hukuk devleti olmaktan hızla çıkıyor, bir polis devleti olmaya doğru gidiyor. Kimse kimseye hesap vermiyor. İşte 1 Mayıs'ta yaşananlar. Bunlar çok kaygı verici manzaralar. Kamuoyu bu konuyu takip ediyor. Bunu örtbas etmek mümkün olmayacak. Sorumluları kimse kimin talimatıyla kimin kararıyla bu izlemenin yapıldığı ortaya çıkacak. İnkar etmenin inandırıcı olmadığı çok net. Kim talimat verdiyse onun hakkında soruşturma yapılmalıdır.''

'RAPORTÖRÜ TARTIŞMAK SAKINCALI'

Bir başka gazetecinin, Anayasa Mahkemesi raportörünün, başörtüsünün yüksek öğretimde serbest bırakılmasını öngören anayasa değişikliğinin iptali veya yok hükmünde sayılması istemiyle açılan davaya ilişkin hazırladığı raporla ilgili sorusu üzerine de Baykal, bu aşamada raportörün düşünceleriyle ilgili siyasi ya da hukuki bir tartışmayı sakıncalı bulduğunu kaydetti.

Baykal, ''Anayasa Mahkemesi sürecine baştan itibaren saygı gösteriyoruz. Siyasilerin, Anayasa Mahkemesi çalışmalarıyla ilgili siyasi tartışma açmalarını doğru bulmuyoruz. Bu aşamada bana düşen görev, yargı sürecine ilişkin hiçbir şekilde siyasi ve hukuki tartışma zeminlerine katılmamaktır. Anayasa Mahkemesinin alacağı kararı toplumumuz ilgiyle bekliyor'' diye konuştu.

ETİKETLER

EN ÇOK OKUNAN POLİTİKA HABERLERİ
GÜNCEL.NET'İN İÇİNDEN