Mütalaada, Cumhuriyetin temel karakteristiğinin laiklik olduğu defalarca vurgulanırken, AKP’nin ön savunmasında da yer alan “Totoloji”yle ilgili ifadelere şöyle yanıt verildi:
“Cumhuriyetin temel karakteristiği laikliktir. Çünkü cumhuriyetin temelindeki Kurtuluş Savaşı sadece yabancı işgalcilere karşı değil, onun içteki işbirlikçisi irticaya, din istismarcılarına karşı da verilmiştir. Cumhuriyetin temel karakteristiği laikliktir. Çünkü ulusal egemenliğin kaynağı ilahi kudret değil, bizzat ulusun kendisidir. ‘Totoloji’ kaygısı, varlığını Cumhuriyete ve onun devrimlerine borçlu olanları bu gerçeği defalarca ve ısrarla vurgulamaktan alıkoyamayacaktır.”
İddianamede siyasal İslam vurgusu
İşte AKP'nin ön savunmasının tam metni
'FAZİLET PARTİSİ’NDEN AYRILAN BİR EKİP'
İrticanın ilk defa 26 Ocak 1970 tarihinde bir siyasi parti olarak örgütlenerek Milli Nizam Partisi adıyla Türk siyaset sahnesine çıktığı vurgulanan mütalaada, Milli Nizam Partisi ve onun devamı niteliğindeki diğer parti örgütlenmeleri olan Refah Partisi ve Fazilet Partisi’nin laikliğe aykırı faaliyetleri nedeniyle Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldığına işaret edildi. Mütalaada şöyle denildi:
“Davalı parti laikliğe aykırı faaliyetleri nedeniyle Anayasa Mahkemesi’nce kapatılan Fazilet Partisinde liderlik mücadelesi veren, kaybedince de ayrılan bir ekip tarafından kurulmuştur. Bu ekip mirasçısı olduğu laik rejim karşıtı partilerin geçmiş siyasi deneyimlerinden ders çıkarmış, siyasi amaçlarına, açık bir eylem ve söylem yerine, birkaç aşamada ve örtülü bir programla ulaşmayı hedeflemiştir. Örtülü programını gerçekleştirirken, olası tepkileri bertaraf etmek için demokrasi, insan hakları, din ve vicdan, örgütlenme ve ifade özgürlüğü gibi evrensel değerleri kullanmaya başlamıştır.”
'ILIMLI İSLAM DEVLETİ’NE GİDİŞİN AÇIK KANITLARI'
Başsavcı’nın mütalaasında davalı partinin, 14 Mart tarihli iddianamede yer alan eylem ve söylemlerinin ‘ılımlı İslam devleti’ adı altında bir şeriat devletine gidişin açık kanıtları olduğu kaydedildi. İktidar partisine karşı kapatma davası açılamayacağına ilişkin savunmanın hukuki temele dayanmadığı ifade edilen mütalaada, “siyasi partilerin demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları olduğunda kuşku yoktur. Ancak, bu onların faaliyetlerinin sınırsız olduğu, demokratik yöntemleri kullanarak demokrasiyi ortadan kaldırmalarına geçit verilebileceği anlamına gelmez” denildi.
'DEMOKRASİ VE LAİK CUMHURURİYETİ KORUMAK GÖREVİMİZ'
Mütalaada, demokratik ve laik cumhuriyeti korumanın, Yargıtay Başsavcılığı’nın Anayasa ve yasalar ile belirlenmiş temel görevleri arasında olduğu belirtildi. Egemenlik yetkisinin kullanılmasında kuvvetler ayrılığının esas olduğu ve yargı yetkisinin Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanıldığı belirtilen mütalaa da, “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı söz konusu davayı Anayasada yazılı yetki ve esaslar çerçevesinde ‘ileri sürüldüğü gibi vehimlerle, sanal korkularla değil) somut kanıtlara dayanarak açmış, siyasi partiler üzerindeki yargısal denetim mekanizmasını işletmiştir. Savcıların görev unvanlarının başında taşıdıkları ‘cumhuriyet’ sıfatı, cumhuriyeti korumak için verilmiştir. Başsavcılığımız cumhuriyetin değerlerini, Anayasa ve hukukun üstünlüğünü her zaman ve her durumda savunmaya kararlılıkla devam edecektir” ifadeleri kullanıldı.
'AB İLE MÜZAKERELER DAVALI PARTİDEN ÖNCE BAŞLADI'
Mütalaada, AKP’nin ön savunmasında yer alan ‘Avrupa kamu düzeninin bir siyasi partinin kapatılmasını kabul etmeyeceği ve olası bir kapatma kararının Avrupa Birliği ile müzakereleri sonlandıracağı’ iddiası konusunda ise şu görüşlere yer verildi:
“Türkiye’nin AB ile birleşme müzakereleri davalı parti zamanında başlamayıp uzun zamandan beri süregelmektedir. Kaldı ki uluslararası ilişkiler parti temelinde değil, devletler ya da onların oluşturduğu kurumlar temelinde yürür. Diğer yandan davalı parti AB ile müzakere sürecini laikliğe aykırı faaliyetlerde bulunma için uygun ortam olarak değerlendirmiş, ülkemizde kendi siyasal gelişimi ve hedeflerine engel olarak gördüğü bazı kurumları tasfiye etmek, etkisizleştirmek için kullanmıştır.”
'PARTİ KAPATILSIN, SORUMLULAR YASAKLANSIN'
Mütalaanın sonuç ve istem bölümünde ise “Adalet ve Kalkınma Partisi’nin, laikliğe aykırı eylemlerin odağı durumuna geldiğinin tespiti ile eylemlerinin ağırlığı da gözetilerek, Anayasa’nın 69’ncu maddesinin altıncı fıkrası ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası’nın 101’nci maddesinin b bendi uyarınca temelli kapatılmasına, davalı partinin genel başkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan başlamak üzere iddianamede isimleri sayılanların Anayasa’nın 69’ncu maddesinin 9’ncu fıkası ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası’nın 95’nci maddesi uyarınca temelle kapatılmaya ilişkin kararın Resmi Gazete’de yayınlanmasından itibaren beş yıl süreyle bir başka siyasi partinin kurucusu, yöneticisi, deneticisi ve üyesi olamayacaklarına karar verilmesi kamu adına talep olunur” denildi.
|
EN ÇOK OKUNAN POLİTİKA HABERLERİ
|
|






