CHP lideri Baykal, Anayasa Mahkemesi'nin başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılmasına ilişkin iptaliyle ilgili olarak, "Kararın Anayasa Mahkemesi'nin yetki ve görevi içinde değerlendirildiği anlaşılıyor.
Hukuki içtihat anlayışı ortaya konulmuştur. Önemli hukuki ve siyasi sonuçlar olacaktır. Anayasayı içine sindiren bir anlayış içinde Türkiye yönetilir.
Yeni bir yargılama süreci, Türkiye'nin gündeminde. Biz bu aşamada yorum yapmak istemiyoruz. Böyle bir noktaya gelindiği için üzgünüm…" dedi.
CHP'Lİ ANADOL İLE OKAY'IN BASIN TOPLANTISI
CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol da, Anayasa Mahkemesinin verdiği kararla ilgili olarak, ''Keşke CHP'nin bu yöndeki uyarıları dikkate alınsaydı, bu tür kararlarla karşılaşmasaydık'' dedi.
CHP Grup Başkanvekilleri Kemal Anadol ile Hakkı Süha Okay, Parlamentoda düzenledikleri basın toplantısında Anayasa Mahkemesinin başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılmasına ilişkin Anayasa değişikliğinin iptal kararını değerlendirdi.
Anayasa Mahkemesi'nden türbana iptal
Çiçek: Gerekçeli kararı görmeliyiz
MHP: Karara iştirak etmiyoruz
Gül: Hukuki bir süreçtir
Anadol, Anayasa Mahkemesine açtıkları davanın üzerinden 99 gün geçtikten sonra düzenlemenin iptali yönünde karar verildiğini belirtti.
''Biz bu kararı, bir hukukçu ve ciddi bir siyasi partinin Grup Başkanvekilleri olarak değerlendiriyoruz'' diyen Anadol, ''Bir sevinç, bir mutsuzluk, bir tezahürat gibi hukuk dışında bir seçim veya kongre havasında asla değiliz. Tam tersine keşke Cumhuriyet Halk Partisi'nin bu yöndeki uyarıları dikkate alınsaydı, bu tür kararlarla karşılaşmasaydık. İspanya'da başlayan 'velev ki siyasi simge olsa' sloganıyla başlayan macera Türkiye'nin kuruluş ilkelerine Anayasanın 2 ve 4. maddelerine çarpmıştır'' diye konuştu.
CHP'nin sözcüleri olarak, Anayasanın değiştirilmesine ilişkin teklifin Anayasa Komisyonu ve Genel Kurulda görüşülmesi sırasında sonucunun böyle olacağını söylediklerini ifade eden Anadol, şöyle devam etti:
''Laiklik ve demokrasinin, Türkiye'de etle tırnak gibi birbirinden ayrılamayacağını, 1924, 1961 ve 1982 anayasalarında böyle olduğunu, dolayısıyla bunun sadece siyasi bir ilke değil, Anayasal bir ilke olarak, devletin kuruluş felsefesinde, anayasanın başlangıç maddelerine yansıyan biçimde laiklik ve demokrasinin birbirinin ayrılmaz parçası olduğunu bir daha bu karar göstermiştir.
Anayasa Komisyonunda, Genel Kurulda ifade ettik. Bize rağmen bu düzenleme çıkınca, 'biz isteriz yaparız, madem çoğunluk bizde her şeyi yaparız' anlayışı içinde bu değişiklik yapılınca dava açtık. Dava, bu şekilde sonuçlanmıştır. Kararı saygıyla karşılıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti'nin, en yüksek yargı organlarından biri olan Anayasa Mahkemesinin bu kararını saygıyla karşılıyoruz.''
|
|
|






