DTP’nin 2. Olağan Büyük Kongresi'ne Abdullah Öcalan damgasını vurdu. Genel Başkan Adayı Ahmet Türk Kongrede yaptığı konuşmada, Abdullah Öcalan’dan “Sayın Öcalan” diye bahsederek şöyle dedi:
“Sayın Öcalan, ‘Farklı kimlik ve kültürler Anayasal güvence altına alınsın, silahlar bir ayda bırakılır’ diyor. Bu son derece önemli ve tarihi bir çağrıdır. Bu çağrıya kimse kulaklarını tıkayamaz. Uzatılan bu barış eline ağırlaştırılan tecrit politikalarıyla ve onur kırıcı uygulamalarla karşılık verilmesi tam bir provokasyondur ve çözümsüzlüğü derinleştirmektedir. Bu uygulamalardan bir an önce vazgeçilmelidir. Toplumsal hassasiyete dikkat edilmelidir. Bu yolda gösterilecek bir tavır ve tutumu, Kürt sorununu çözme niyeti konusunda bir ölçü olarak kabul ederiz.”
Yoğun alkış alarak kürsüye çıkan Türk, DTP’nin halkın temel sorunlarını Türkiye’nin gündemine taşımak ve birçok alanda eksiklikler yaşadığını söyleyerek, “Bu anlamda rolümüzü tam anlamıyla oynayabildiğimizi söyleyemeyiz. Bu halkımıza bir özeleştirimizdir. Başlangıçta hedeflenen genişleme projesini yeterince hayata geçiremedik. Demokratik siyaset mekanizmalarımızı tam olarak oluşturamadık. Karar süreçlerimize, örgütlenme modelimizde öngördüğümüz gibi, tam anlamıyla demokratik bir nitelik kazandıramadık ve halkımızın tam katılımını sağlayamadık” dedi.
'GERİLİMİN TARAFI OLMADIK'
Türk, daha Meclise adımlarını atmadan önce “gerginlik-gerilim” senaryolarının yaratıldığını ancak kendilerinin bunun tarafı olmadıklarını büyük bir siyasi kararlılıkla ortaya koyduklarını söyledi.
DTP’nin Türkiye’de yeni bir sayfanın açılması, barış ve uzlaşının sağlanması için her türlü fedakârlığı yapmaya hazırlanırken, çatışmaların tırmanmasıyla birlikte siyasetin, medyanın, bazı devlet kurumlarının, yargının ve sokağın hedefi haline getirildiğini savunan Türk şöyle konuştu:
“Başlangıçtaki olumlu hava birden tersine döndü ve gerek tüzel anlamda DTP’nin kendisi gerekse de milletvekilleri, yöneticileri, belediye başkanları siyasi yönelimlerin merkezine oturtuldu. Jet hızıyla milletvekillerimiz hakkındaki dokunulmazlık fezlekeleri Meclise gönderildi, parti hakkında kapatma davası açıldı. Meclis çatısı altında parti grubumuza karşı iktidar ve muhalefet birleşerek bir blok oluşturdu. Biz ise, gerginliklerin tarafı olmamak için sağduyulu yaklaşımımızı büyük bir kararlılıkla sürdürdük ve sürdürmeye de devam ediyoruz.”
'KÜRTLERİ SUSTURABİLDİNİZ Mİ?'
Türk sözlerini şöyle sürdürdü:
“Buradan şunu büyük bir kararlılıkla ifade etmek istiyorum. Bugün partimizi kapatabilirsiniz. Hatta bizleri tutuklayıp cezaevine de atabilirsiniz. Ama şu bir gerçektir ki; Kürtleri asla ve asla susturamazsınız. Aksini düşünenler ve hesaplayanlar varsa dönüp bir yakın siyasi tarihe baksınlar. 1994’te Kürt milletvekillerini yaka paça Meclisten attınız, DEP’i kapattınız. Partinin birçok yönetici ve üyesi katledildi, parti binaları bombalandı. Peki, Kürtleri susturabildiniz mi?”
“Kürtlere siyaset kanallarını kapatırsanız, halkımız kendi alternatif siyaset kanallarını yaratacaktır” diye konuşan Türk, Kürtlerin her türlü bedeli bundan sonra da ödemeye hazır olduğunu söyledi. Kürtlerle ve DTP’yle diyaloga girilmesini isteyen Türk, “Silahı bir hak arama aracı olmaktan çıkartalım, demokratik ve barışçıl bir siyaset alanı yaratalım. Bu her şeyden önce Türkiye’yi büyütecektir, Türkiye’nin önünü açacaktır” dedi.
|
EN ÇOK OKUNAN POLİTİKA HABERLERİ
|
|






