1 Eylül 1971 yılında Sakarya’da doğan Hakan Şükür; babası Sermet Şükür’ün ayağına alıştırmaya çalıştığı futbol topuyla daha bir yaşındayken tanıştı. Babasının yoğun ilgisiyle futbolcu olmak isteyen ‘Kral’, küçük yaşına rağmen çalışmalara başladı. Sabahın erken saatlerinde kros yapan Hakan, akşam ise şınav ve mekik çalıştı.
İlerleyen yıllar, Hakan’ın kendisine profesyonel futbol hayatında çok işine yarayacak olan basketbol ve atletizmle tanışmasını sağladı. Hakan’a basketbol takımında ‘Kazma’ denmektedir, ancak kendisi yeşil sahalarda attığı mükemmel kafa gollerindeki zamanlamasını basketbola borçludur. Atletizm’de ise bölge birincilikleri kazandı. Hakan’ı Hakan yapan ‘hücum pres’ özelliği ise usta golcüye atletizm günlerinden kalma bir mirastı.
Futbolu çok güçlü ve istekli bir şekilde oynar. Uzun boyu sayesinde sahada hemen fark edilir. İlk antrenörü Ekrem Karaberber, Hakan’ın oyun anlayışının gelişmesi için onu sol açık, orta sahanın ortası, sağ kanat ve zaman zaman da libero oynattı. Avrupa’ya damga vuracağı santrafor mevkisine geçtiğinde ise Sakaryaspor günleri başladı.
15 YAŞINDA A TAKIMDA, OĞUZ ÇETİN’LE AYNI SAHADA
15 yaşında profesyonel oldu ve aynı zaman diliminde Genç Milli Takım’da da forma giymeye başladı. Polonya’ya karşı çıktığı ilk milli sınavda 1 de gol atan genç Hakan, Sakaryaspor’da ise dönemin en büyük oyuncularıyla antrenman yaptı. Oğuz Çetin, Aykut Kocaman, Engin İpekoğlu, Aykut Yiğit, Turhan Sofuoğlu gibi usta oyuncuların arasında bulunan Hakan, A Takım’da da kendisine yer edindi.
Fiziğiyle tüm dikkatleri üzerine çeken Hakan, 16 yaşında Fenerbahçe’nin transfer listesine girdi. Son anda sarı-lacivertli camianın kapısından dönen Hakan, 1990-91 sezonunda Bursaspor’a transfer oldu. Yılmaz Vural’la başlayan Bursaspor macerasında büyük takımlara attığı gollerle sivrilen Hakan Şükür, tüm futbolseverlerin tanıdığı bir oyuncu durumuna geldi.
YEDEK KULÜBESİNDEN A MİLLİ TAKIMA
Vural’ın yeşil-beyazlı kulüpten ayrılmasının ardından yedek kulübesine çakılan Hakan, Ümit Milli Takım’ın ise değişmez oyuncusu oldu. Fatih Terim’in yönettiği Ümit Milli Takım’la Akdeniz Oyunları’na giden Hakan, 1992 yılındaki turnuvada 5 gol atıp, A Milli Takım’ın çalıştırıcısı Sepp Piontek’in radarına girdi. Piontek, Terim’den de aldığı referansla Hakan’ı A Milli Takım kadrosuna aldı.
Hakan Şükür, Lüksemburg ile 25 Mart 1992 tarihinde oynanan milli maçta ilk kez ay yıldızlı formayı giydi ve bu karşılaşmada rakip ağlara bir de gol bıraktı. Almanya’ya 1-0 kaybedilen maçta da sahada bulunan Hakan için Bursaspor devri kapanmak üzereydi. Üç büyükler genç oyuncuyu aynı anda transfer etmek istedi. Hatta Fenerbahçe bu iş için, Hakan’ın Sakarya’dan kaptanı olan Oğuz’u görevlendirdi ancak Hakan önceden verdiği sözü tutup, Galatasaray’a imza attı.
İLK SEZON İLK ŞAMPİYONLUK
Hakan’ı sarı-kırmızılı takıma isteyen kişi olan teknik direktör Mustafa Denizli’yle yollar ayrılınca, Karl-Heinz Feldkamp Galatasaray’ın patronu oldu. Kalli, genç Hakan’a özel ilgi gösterdi ve sarı-kırmızılıların şampiyonluğuyla sonuçlanan 1992-93 sezonunda Hakan 30 maçta 19 gol kaydetti. Hakanlı Cim-Bom, ertesi yıl da ligin zirvesinde kaldı.
TORİNO SEFERİ
1994-95 sezonunda Daum’un Beşiktaş’ına kaptırılan şampiyonluk sonrası Hakan’ın ilk yurtdışı seferinin zilleri çaldı. Hiç istemediği halde Torino’ya transfer oldu. Aşırı duygusallığı ve hasrete daha fazla dayanamadığı için ve Torino transferinden 3 ay sonra Galatasaray’la 2 yıllık sözleşme imzalayarak Türkiye'ye geri döndü.
1995-96 sezonu Carlos Alberto Parreria’nın Fenerbahçe’sinin olurken, Sounessli Galatasaray ise Türkiye Kupası’yla yetindi. Galatasaray’ın lig mücadelesinde işler kötü giderken Hakan, A Milli Takım’daki golleriyle Ay-Yıldızlıların Euro 96’ya gitmesindeki en önemli isimlerin başında gelmekteydi.
YİNE İTALYA YOLLARINDA...
Galatasaray’dan ayrılıp Fiorentina’ya giden teknik direktör Fatih Terim’in ardından, Hakan Şükür de soluğu Serie A’da aldı. Dev kulüp Inter’le anlaşan Hakan’ın, forvette Ronaldo, Vieri, Zamorano gibi oyuncular arasında forma bulma şansı zorlaştı. 2000-01 sezonunda oynadığı 23 karşılaşmada 5 gol atan Hakan, ertesi sezon Parma’ya kiralık olarak verildi.
İtalya Kupası’nı kaldırdığı kulüpte de istediği havayı yakalayamayan Şükür, 15 maçta attığı 3 golle İtalya defterini bir daha açmamak üzere kapattı..
DÜNYA KUPASI’NIN EN HIZLI GOLCÜSÜ
Tecrübeli golcü, 2002’de Güney Kore ve Japonya’da düzenlenen Dünya Kupası’nda ise beklenen performansın çok gerisinde kaldı. Rüştü, Bülent, Alpay, Yıldıray ve Hasan Şaş’ın yıldızlaştığı turnuvada üçüncülük maçına kadar ağları havalandıramayan Hakan, Güney Kore maçında ise Dünya Kupaları tarihinin en hızlı golünü, maçın 11. saniyesinde attı.
Hakan Şükür, Dünya Kupası’nın ardından Ada’dan gelen teklifi geri çeviremedi. Galatasaray’dan eski teknik direktörü Greame Souness, Hakan’a kucak açtı. Tam Premier League’ye alıştığı sırada ayağı kırılan Şükür, 2002-03 sezonunu 9 maçta 2 golle tamamladı. Sezon bitiminde ise oluşan baskılara dayanamayıp ‘yuvam’ dediği Galatasaray’a dönmeye karar verdi ve Fenerbahçe’nin şampiyonluğuyla biten 2003-04 sezonunda 29 maçta 12 gol attı.
ERSUN YANAL’LA TARTIŞMASI...
2004’te polemiklerin merkez noktasında yine Hakan Şükür bulunuyordu. Şenol Güneş’in yerine Ay-Yıldızlıların başına getirilen Ersun Yanal, Hakan’ı sisteme uymadığı gerekçesiyle milli takıma almayınca tecrübeli golcünün durumu spor kamuoyununda uzun süre konuşuldu.
‘Alınsın mı, alınmasın mı?’ tartışmaları sürerken, Ersun Yanal kendisini milli takımın dışında bulunca, Hakan’a milli çağrı yeniden, onu çok iyi tanıyan Fatih Terim tarafından yapıldı.
2008 Avrupa Şampiyonası elemelerinde 5-0’lık Moldova galibiyetinde Hakan Şükür, takımın 4 golünü atarak milli forma altındaki gol sayısını 50’ye çıkarttı.
GOLLERE DEVAM
2005-06 sezonunda mucizevi bir şekilde şampiyon olan Galatasaray’da 10 gol atan tecrübeli golcü, sakatlıklardan yakasını kurtaramadığı ve Fenerbahçe’nin 100. yılındaki şampiyonluğuyla biten 2006-07 sezonunda ise 14 maçta sadece 4 gol kaydetti. 2007-2008 sezonunun 4. haftasında Vestel Manisaspor maçında attığı golle, Süper Lig’de 241 gole ulaşıp, Tanju Çolak’ın ligde en çok gol atan oyuncu rekorunu kırdı.
KALLİ'YLE İPLER GERİLDİ...
Turkcell Süper Lig’de bu sezon oynadığı 6 maçta 501 dakika sahada kalıp 4 gol atan Hakan, Beşiktaş derbisi öncesi teknik direktörü Karl-Heinz Feldkamp’la girdiği tartışmayla yine gündemi belirledi.
Geçtiğimiz günlerde ise Galatasaray’dan ayrılacağını açıklayıp, David Beckham’ın formasını giydiği Amerikan Futbol Ligi takımlarından Los Angeles Galaxy’ye transfer olabileceğini açıklayan Hakan, ‘belli olmaz, belki daha yakına gidebilirim’ diyerek Katar’a da göz kırptı.
-
http://www.guncel.net/?page=news&newsId=4376">En kral veda
NEDEN KATAR?
Avrupa’daki parıltılı günlerinin sona erdiğini anlayan futbol yıldızları, soluğu Katar’da alıyor.
Büyük oyuncuların Arap Yarımadası’na gidişinin en büyük sebebi ise hiç kuşkusuz sınırsız maddi olanaklar. Ekonomik refah içinde yaşayan Katar halkına futbolu sevdirmek isteyen Olimpiyat Komitesi, futbolculara ödenen astronomik paraları karşılıyor. Ayrıca vergi avantajının bulunduğu ülke, futbolcular için biçilmiş kaftan durumunda.
Komite, her sezon kulüplere en az 10 milyon dolar ödenek ayırarak, dünyaca ünlü yıldızların kendi sahalarında mücadele etmesini sağlıyor.
Gabriel Batistuta, Claudio Canigga, Christophe Dugarry, Ciro Ferrara, Thomas Hassler, Fernando Hierro, Frank Leboeuf, Emanuel Petit, Gianfranco Zola, Steffan Effenberg, Pascal Nouma gibi pek çok yıldız, emekliliklerinden önce yolu Katar’dan geçen isimler arasında bulunmakta.







